Günümüzde Türkiye sınırları içinde kalan Anadolu Yarımadası, dünyanın en eski yerleşim bölgelerinden biridir. Çeşitli Eski Anadolu milletleri bölgede, Cilalı Taş Devri'nin başlangıcına ve Büyük İskender'in fethine kadar varlığını sürdürdü.[14] Bu halkların çoğu Hint-Avrupa dil ailesinin bir kolu olarak kabul edilen Anadolu dillerinikonuştu.[30] Bazı bilim insanları Hint-Avrupa dillerinin, yine eski Anadolu dillerinden olan Hitit dili ve Luvi dilinden yayıldığını öne sürdü.[31] Ayrıca Türkiye'nin Avrupa kıtasında kalan bölümünü oluşturan Doğu Trakya ise kırk bin yıl öncesine dayanan bir yerleşim tarihine sahiptir ve bölgenin sakinleri tarıma başlayarak milattan 6000 yıl önce Cilalı Taş Devri'ne geçmiştir.[15]
Geçmişi MÖ 10.000 tarihine kadar uzanan Göbekli Tepe, ülke toprakları üzerindeki bilinen en eski dini yapının bulunduğu yerdir.[32] Geçmişinin MÖ 7500'e veya MÖ 5700'e dayandığı sanılan Orta Anadolu'daki Çatalhöyük, Cilalı Taş Devri ile Bakır Çağı'na ait çok büyük bir yerleşim yeridir ve en iyi korunmuş Cilalı Daş Devri kenti ilan edilerek Temmuz 2012'de UNESCO Dünya Mirasları Listesi'ne dahil edilmiştir.[33] Troya antik kentinde ise Cilalı Taş Devri'nde başlayan yerleşmeler, Demir Çağı'na kadar devam etmiştir.[34]
Anadolu'nun bilinen ilk sakinleri, Hatti ve Hurri toplumlarıdır. Hint-Avrupa milletlerinden olmayan bu iki toplum, yaklaşık olarak MÖ 2300'lü yıllarda Orta ve Doğu Anadolu'da yaşadı. Hatti ve Hurriler, Hint-Avrupa milletlerinden Hititler'in MÖ 2000-1700 yıllarında Anadolu'ya gelmesiyle yerini Hititler'e bıraktı. Hititler, bölgedeki ilk büyük krallığı MÖ 13. yüzyılda kurdular. Asurlular, MÖ 1950'den MÖ 612'ye kadar günümüz Türkiye'sinin güneydoğu topraklarını fethetti ve yerleşti.[35][36] Urartular'ın MÖ. 9. yüzyılda Asurlular'ın kuzeyindeki güçlü rakibi olduğu ise Asur kitabeleri aracılığıyla öğrenildi.[37]
Hitit İmparatorluğu'nun MÖ yaklaşık 1180'li yıllarda çöküşünün ardından Hint-Avrupa milletlerinden Friglerin kurduklarıFrigya, MÖ 7. yüzyılda Kimmerler tarafından yapılan saldırılara kadar Anadolu'da üstünlük elde etti.[38] Aynı kaderi MÖ 714 ile MÖ 590 yılları arasında Urartular da yaşayarak parçalandı.[39] Frigya'dan sonra Lidya, Karya ve Likya devletleri bölgede güç yakalayarak söz sahibi oldu.[40]
Antik çağ ve Bizans dönemi
-
6. yüzyılda Bizans'ın kilise olarak yaptırdığı Ayasofya, sonradan camiye ve müzeye çevrildi.
Anadolu'nun sahil şeridinde MÖ 1200 yıllarında büyük ölçüde Aiol, İyon ve Yunanyerleşimleri başladı. Bu yerleşimciler tarafından Milet, Efes, Smyrna ve Byzantiumgibi çok sayıda önemli şehir kuruldu. Son olarak Yunan koloniciler tarafından MÖ 657'de Megara kenti ortaya çıkarıldı. Yine bu dönemlerde, MÖ 6. yüzyılda, Türkiye'nin şu anki doğu toprakları üzerinde Trakya kökenli Ermeni Orontid Hanedanı tarafından bir devlet kuruldu.[41]
Anadolu, MÖ 6. ve 5. yüzyıllarda Pers Ahameniş İmparatorluğu'nun egemenliğine girdi ve bu egemenlik MÖ 334 yılındaki Büyük İskender'in fethine kadar devam etti.[42] İskender döneminde kültürel kaynaşma ve Helenleştirme hareketi başlatıldı.[14] MÖ 323'te İskender'in ölümünün ardından Anadolu bölünerek küçükHelenistik krallıklar ortaya çıktı. Tüm bu krallıklar, MÖ 1. yüzyıl ortalarında Roma Cumhuriyeti'nin bir parçası haline geldi.[43] Büyük İskender'in fetihleriyle başlattığı Helenleşme hareketi ise Roma döneminde hızlandırıldı, bu nedenle daha önceki yüzyıllarda var olan Anadolu dilleri ve kültürlerinin nesli tükenerek yerini Yunan dil ve kültürüne bıraktı.[16][44]
324 yılında Roma İmparatoru I. Konstantin, imparatorluğun başkentini Byzantium'a taşıdı ve şehrin adını Nova Roma olarak değiştirdi. I. Theodosius'un iki erkek çocuğu, babalarının 395'te ölmesinin ardından Roma İmparatorluğu'nu ikiye bölerek paylaştı. Halk arasında Konstantinopolis olarak yaygınlaşan başkent, Doğu Roma İmparatorluğu'nun da başkenti oldu. Doğu Roma İmparatorluğu daha sonraki yıllarda Bizans İmparatorluğu olarak anılmaya başladı ve günümüz Türkiye topraklarının önemli bir kısmında Orta Çağ sonuna kadar varlığını sürdürdü.[ |